PAROS Dergisi Şubat Sayısı

Ülkemizde, özellikle de büyük şehirlerde boşanma oranları oldukça yükselmiştir. Dünya genelinde de durum bizim ülkemizden farklı değildir. Yapılan araştırmalar boşanma nedenleri arasında sadakatsizliği ilk üç sıra içinde yer aldığını göstermektedir. İlişkilerde ve evliliklerde birçok sorun alanları olmasına rağmen, sadakatsizlik bunlar arasında en sık karşılaşılanı ve psikolojik anlamda her iki taraf için de yıkıma sebep olan sorunlardan birisidir.

Sadakatsizlik, eşler arasındaki olası sorunlardan “sevgi bağının kaybı” ve “alkol bağımlılığından” sonra aşılmasında en çok zorlanılan sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Sadakatsizlik basit bir tanımla, mevcut birliktelik dışında üçüncü kişilerle yaşanan duygusal ve/veya fiziksel bir ilişki anlamına gelir. Mevcut partner dışında ikinci bir kişiyle kurulan duygusal ve/veya cinsel her türlü bağı içerir. Aldatma ise sadakatsizliğin sürdürülmesi sonucu kaçınılmaz olarak ortaya çıkan çeşitli davranışları içerir. Sadakatsizlik bir tür seçim, aldatma ise bu seçimi izleyerek ortaya çıkan sürecin kaçınılmaz bir parçasıdır. İnsanların çoğu sadakatsizliği birlikteliğe yönelik ciddi bir tehdit olarak algılarken; gerçek yaşamda çiftlerin %60 ile %75’i sadakatsizliğe rağmen evliliklerine devam ettiği görülmektedir.

Pek çok kişi için pek inandırıcı olmasa da sadakatsizlik sonrasında birlikte yaşamaya devam eden çiftlerden bazılarının ilişkileri sadakatsizlik önceki dönemden daha da sağlıklı duruma gelmektedir. Tabii bu durum sadakatsizlik acısının verdiği bilginin partnerler tarafından ne kadar iyi anlaşıldığına, kriz döneminin ve sonrasının nasıl yönetildiğine bağlıdır.

Sadakatsizlik ve takip eden aldatmalar insanın evren içindeki önemini belirleyen ona güven sağlayan ve kendilik saygısını artıran temel varsayımların çiğnenmesine neden olur. Bu temel varsayım ise içinde yaşanılan dünyanın ve dolayısıyla içinde olunan ilişkinin güvenilir olduğuna dair inançtır. İşte bu nedenle sadakatsizlik ve aldatmalar insanın yaşamının en temel varsayımlarından biri olan güven duygusunun yitirilmesine ve ağır bir travma gibi algılanmasına neden olabilir.

Şüphesiz her sadakatsizlik, ilişki üzerinde onarımı güç yaralar açar. Sadakatsizliğin birliktelik üzerindeki olumsuz etkisi; sadakatsizlik öncesi dönemde ilişkinin niteliğine, sadakatsizliğe uğrayan eşin kişilik yapısına, sadakatsizliği algılayış biçimine, sadakatsizlik yapan eşin sadakatsizlik sonrasındaki tutum ve davranışlarına, çevresel desteklerin miktarına bağlı olarak değişir. Sadakatsizliğin evlilik, cinsel yaşam ve çocuklar üzerindeki etkilerinin yanı sıra yaşanan sosyal çevreden alınan değer ve destek üzerine de etkileri olur. Bu etkileri birer kayıp gibi düşünmek mümkündür. Eşler sadakatsizliğe rağmen birlikte kalmaya karar verdiklerinde somut bir ilişki kaybı söz konusu olmasa da ilişkiye atfedilen olumlu nitelikler kaybolabilmektedir. Sadakatsizlik partnerlerin her ikisini de değiştirmekte ve böylelikle ilişkinin kendisi değişikliğe uğramaktadır. Bu nedenle terapistler sadakatsizlik sonrasındaki ilişkiyi yas tutmayı gerektiren bir kayıp süreci gibi algılar. Güven üzerine kurulmuş eski ilişki artık ölmüştür ve yası tutulacaktır. Dolayısıyla sadakatsizliğin arkasından yaşanan süreç tıpkı sevilen birinin ölümünü izleyen süreç gibi şaşkınlık, şok, inkâr, öfke, umutsuzluk, çaresizlik, üzüntü gibi evreleri içerir.

Sadakatsizliğin yıkıcı etkilerine bakıldığında; sadakatsizliğe uğrayan eşin kendini bağımlı, yetersiz, güvensiz, kederli, kıskanç, öfkeli, kontrolden çıkmış, yalnız, istenmeyen biri gibi hissetmesi sık rastlanılır bir duygusal reaksiyondur. İlişkinin ve kendinin özel olduğu duygusu tamamen zedelenir. Kendilik saygısında azalma, eşinin yeniden kazanabilmek için inanılan değerlerden vazgeçme, söylenen yalanlara inandığı ve sadakatsizliği görmezden geldiği için kendine öfke duyma ve suçluluk duygularında artma, düşünce süreçleri üzerinde kontrol kaybı yaşayarak sürekli aynı konuları düşünmekten kendini alamama, tekrar aldatılmamak için refleks bir biçimde ve tekrarlayıcı bir biçimde partneriyle ilgili kontrol davranışları sergileme, sadakatsizliğin oluşturduğu utanç duygusu ile herkesin onunla ilgili konuşacağını, içten içe dalga geçileceğini ve böylelikle aşağılanacağını düşünerek içe kapanması sık rastlanan psikolojik kayıplardır.