Kronik yorgunluk sendromu depresyondan kaynaklanabilir
Fiziksel belirtilerin yanı sıra ruhsal çöküntüye de sebep olan Kronik Yorgunluk Sendromu, günümüzde yaygın görülen hastalıklardan biridir. Aralıksız en az altı ay süren yorgunluk halinin yanında bellek ve konsantrasyonda bozulma, boğaz ağrısı, kas ağrısı, çoğul eklem ağrısı, daha önce kişi tarafından bilinmeyen baş ağrısı, dinlendirmeyen uyku ve egzersiz sonrası bitkinlik halinin tabloya eşlik eder ve bu tabloyu açıklayacak başka ağır bir fizik hastalık söz konusu değildir.
Tablonun en çok psikiyatrik hastalıklarla birlikte görüldüğü bir gerçektir. Kronik Yorgunluk Sendromu hastalarında; beceri isteyen işlerde yavaşlama ile planlama, organizasyon ve problem çözme gibi yeteneklerde ise gerileme vardır. Bunların yanında dikkat kusuru, konsantrasyon düşüklüğü, karar vermede zorluk gibi bulgular görülür. Tüm bu özellikleriyle kronik yorgunluk sendromu, birçok ülkede iş gücü kaybı yapabilen hastalıklar kategorisinde yer almaktadır.
Hastalığın en önemli belirtisi yeni veya bilinen bir zamanda başlayan, devam eden bir fiziksel aktivite sonucu olmayan, istirahatle hafiflemeyen, iş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin azalmaya yol açan bir yorgunluğun olmasıdır. Bu belirtilere kısa süreli hafıza ve konsantrasyon kaybı, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde hassasiyet, kas ağrısı, yeni oluşan şekil değiştiren veya ciddileşen baş ağrısı, uyku bozukluğu, yapılan bir iş sonrası 24 saatten fazla sürede geçen kırıklık eşlik etmektedir.
Kronik Yorgunluk Sendromu daha çok genç erişkin kadınlarda görülmekle birlikte, stres düzeyi yüksek olan işlerde görev yapan üst düzey yöneticilerde ve mükemmeliyetçi kişilik özelliklerine sahip insanlarda daha yaygındır. Ergenlik döneminde ve çocuklarda da görülebilmektedir.
Hastalığın tedavisinde immunolojik (bağışıklık) tedavi, uyku tedavisi ve antidepresan ilaç tedavilerinin dışında; farmakolojik bir tedavi yöntemi olmayan bilişsel davranışçı tedavi (BDT) önem kazanmaktadır. Bilişsel Davranışçı Tedavinin prensipleri çoğunlukla rehabilitasyon temel prensipleriyle yakından ilişkilidir. Hastaların kendi hastalığıyla ilgili inanç̧ ve düşüncelerinin yanı sıra; bununla nasıl başa çıkacağının ayrıntılı analizine dayanmaktadır. Burada hedef, hastanın hangi düşünce ve davranışlarının semptomları arttırdığının saptanmasıdır. Ayrıca stresle baş etme yöntemlerinin öğrenilmesi, mükemmeliyetçi kişilik özelliklerine yönelik farkındalık artırarak bu özelliklerle esneklik kazandırılması, gevşeme ve relaxsasyon eğitimi gibi çok çeşitli müdahaleler de Bilişsel Davranışçı Tedavinin prensipleri çerçevesinde tedavide yer almaktadır. Tedavi sürecine ek katkı olarak bu kişilerin aileleri ve varsa çocuklarıyla da konuşulup değerlendirilmeli, bu konuda onlara da destek verilmelidir.
Önemli bir diğer konuda Kronik Yorgunluk Sendromunda teorik olarak hastalar için inaktivite yararlıymış gibi görünmesine rağmen, hafif aerobik egzersizler hastanın ağrılarını azaltarak günlük yaşam aktivitelerini artırmaktadır. Egzersiz tedavisi en fazla 30 dakika ve hastanın yorgunluk ve diğer semptomlarına göre günlük 1-2 dakika artırılacak şekilde yapılmalıdır.
Özellikle ergenlik döneminde ve çocuklarda,  altı ay ve üzeri süren bir yorgunluk mevcutsa bu kişilerin aile ve öğretmenleri ile görüşülmelidir. Görüşme sonucundaki bilgiler doğrultusunda çocuğa psikolojik ve sosyal destek vermenin tedavide önemli bir yeri vardır. Bu genç̧ vakaların tedaviye iyi yanıt verip 2-4 yıl içinde iyileştikleri ve erişkinlerden daha iyi prognoz gösterdikleri belirtilmiştir.